Ü
Y
E
L
İ
K

Yüzde 81’i Borçlu Olan Sağlık Çalışanları Geçim Sıkıntısı İçinde

Yüzde 81’i Borçlu Olan Sağlık Çalışanları Geçim Sıkıntısı İçinde Yüzde 81’i Borçlu Olan Sağlık Çalışanları Geçim Sıkıntısı İçinde
Genel Sağlık-İş tarafından hazırlanan Sağlık Çalışanlarının Güncel Sorunları Araştırma Raporu, sağlık çalışanlarının 81’inin gündelik yaşamın devamı için borçlanmak zorunda kaldığını ortaya koymuştur. Sağlık Çalışanlarının Güncel Sorunları Araştırması, Genel Sağlık-İş tarafından sağlık emekçilerinin güncel sorunlara dair görüşlerini sorgulamak amacıyla gerçekleştirilmiştir. 14 Mart Tıp Bayramı itibariyle yayınlanmış olduğumuz Sağlık Çalışanlarının Güncel Sorunları Araştırması, sağlık çalışanları açısından gelir ve borçlanma durumuna, çalışma koşullarından, sağlıkta şiddete ve afet deneyimlerine dair çok sayıda çarpıcı sonucu ortaya koymuştur. Sağlık çalışanları yüzde 75’inden fazlasının aylık düzenli iş geliri 20.000 TL’nin altındadır. Öne çıkan ilk üç gelir düzeyi, 16.001-18.000 TL (yüzde 28,9), 14.001-16.000 TL (yüzde 19,4) ve 30.000 TL üzeri (yüzde 14,6) biçimindedir. Sağlık çalışanlarının yüzde 81’i borçlu Sağlık çalışanlarının büyük bir çoğunluğu borçludur. Borçlanma, kredi ve kredi kartı kullanımı alanında açıkça görülmektedir. İlk olarak, katılımcıların yüzde 81,1’i gündelik yaşamın devamı için borçlanmak zorunda kaldığını belirtmiştir. Borçlanma kanalları içerisinde banka, yüzde 92,1 ile açık şekilde öne çıkan seçenek durumundadır. Buna ek olarak, aile (yüzde 19,8) ve eş-dost (yüzde 14,3) gibi borçlanma kanallarına başvurmak zorunda kalan sağlık çalışanları da bulunmaktadır. Sağlık çalışanlarının yüzde 84’ü kredi kullanıcısı Katılımcıların yüzde 86,1’inin kredi borcu vardır. Sağlık çalışanlarının dörtte üçünün ihtiyaç kredisi borcu bulunmaktadır. Buna ek olarak, yarıya yakınlık bir kesim (yüzde 45,3), aylık kullanım dışında kredi kartı borçlanması sorunuyla yüz yüzedir. Katılımcıların üçte birinden daha azı konut satın almak için borçlanabilmiştir. Taşıt kredisinde bu oran çok daha düşüktür. Kredi kartı borçlanma durumu derinlemesine incelendiğinde, sağlık çalışanlarının yüzde yaklaşık yüzde 35’inin yalnızca asgari tutarı ödeyebildiği sonucuna ulaşılmıştır. Borçlanmaya ilişkin tüm bu göstergelerle bağlantılı olacak şekilde sağlık çalışanlarının yüzde 92,2’si borç ödemelerinde zorlandıklarını belirtmişlerdir. Sağlık çalışanlarının yarısı işyerinde fiziksel koşullarının yetersiz olduğu düşüncesinde Sağlık çalışanlarının yarısından fazlası (yüzde 51,9), işyerinde var olan fiziksel koşullarının çalışmayı sürdürmeye elverişli olmadığı düşüncesindedir. Bunun yanında, katılımcıların yüzde 86,3’ü ise çalışma yaşamında fiziksel ya da ruhsal sağlığı etkileyen faktörlere maruz kalmaktadır. Sağlık çalışanlarının yüzde 50’si şiddet gördü Araştırma sonuçlarına göre sağlık çalışanlarının yüzde 50,3’ü çalışma hayatı süresince hastalardan veya hasta yakınlarından şiddet görmüştür. Ayrıca, katılımcıların neredeyse tamamı (yüzde 97,9), sağlık çalışanlarına yönelen şiddet olaylarına karşı alınan önlemlerin yeterli olmadığını düşünmektedir. Sağlık çalışanlarının yüzde 65,2’si baskı, yıldırma ve mobbing ile karşılaştı Genel Sağlık-İş sendikasına üye sağlık çalışanlarının yüzde 65,2’si işyerinde baskı, yıldırma ve mobbing ile karşılaşmaktadır. Bu kapsamda ayrıca katılımcıların yüzde 93,6’sı görevde yükselme sisteminin liyakate dayalı olmadığı düşüncesindedir. Sağlık çalışanlarının yüzde 50’si emekli olmayı veya istifa etmeyi düşünüyor Sağlık çalışanlarının yüzde 50,5’i, yakın bir gelecekte emekli olmayı veya istifa etmeyi düşünmektedir. Bu grupta yer alanların öne çıkarttıkları gerekçelerin sıralaması tükenmişlik (yüzde 40,7), değer görmemek (yüzde 31,5), ücretlerin yetersizliği (yüzde 23,4) ve sağlıkta şiddet (yüzde 4,4) biçimindedir. Sağlık çalışanlarının 3 de 1’i deprem bölgesinde gönüllü çalışmak için başvurdu Araştırmaya katılan sağlık çalışanlarının yüzde 29,4’ü deprem bölgesinde gönüllü çalışmak için başvuruda bulunmuş, bu başvuruların yalnızca yüzde 32’si araştırmanın yapıldığı tarih itibariyle yanıtlanmıştır. Bu durum, gönüllülük esasına dayalı başvuruların değerlendirilmesi açısından bürokratik bir gecikmeyi ortaya koymaktadır. Gönüllü olarak deprem bölgesine giden sağlık çalışanlarının yüzde 59,3’ü burada 1-2 hafta arası görev yapmıştır. Bunu yüzde 29,7 ile 1 haftadan kısa süre bölgede çalışanlar izlemektedir. Katılımcıların yüzde 6,6’sı deprem bölgesinde 2 haftadan uzun süreyle faaliyet yürütmüştür. Geriye kalan yüzde 4,4 oranında katılımcı ise deprem bölgesinde sürekli görev aldıklarını belirtmiştir. Sağlık çalışanlarının yüzde 77’si çalıştıkları binalarda kendilerini güvende hissetmiyor Araştırma kapsamında sağlık çalışanlarının görev yaptıkları binalarda kendilerini güvende hissedip hissetmedikleri de sorgulanmıştır. Bu soruya “Evet” yanıtını verenlerin oranı yalnızca yüzde 22,8’dir. Sağlık çalışanlarının 4 de 3’ü gelecek kaygısı yaşamaktadır Sağlık çalışanlarının yüzde 75,9’u işiyle ilgili gelecek kaygısı yaşamaktadır. Buna ek olarak, katılımcıların yüzde 97,5’i ise sağlık çalışanlarının toplum nezdinde gerekli saygınlığa sahip olmadığı düşüncesindedir. Genel olarak işinden ve işyerinden memnuniyet duymadığını belirtenlerin oranı yüzde 45,5’tir. Yalnızca yüzde 21,3 oranında katılımcı bunun aksini belirtmiştir. İlginç şekilde, bu katılımcıların yüzde 33,2’si bu soruya “Kararsızım” yanıtını vermiştir. Sağlık çalışanlarına göre Türkiye’nin temel sorunları ekonomi ve geçim sıkıntısı Katılımcıların büyük bir çoğunluğuna göre Türkiye’nin temel sorunu ekonomi ve geçim sıkıntısıdır. Bunu sırasıyla liyakatsiz görevlendirmeler, yolsuzluk ve yoksulluk izlemektedir. Ülkemizin içerisinde bulunduğu afet sürecine rağmen, “deprem gerçeğinin farkına varılamaması” seçeneği beşinci sırada yer almaktadır. Bunun ardından giderek azalan oranlarda işsizlik, kadına şiddet ve terör gelmektedir. GENEL SAĞLIK-İŞ GENEL BAŞKANI DR. DERYA UĞUR: Sendikamız Genel Sağlık-İş’in anket sonuçları göstermiştir ki; katılımcıların dörtte üçünün aylık düzenli iş geliri 20.000 TL’nin altındadır. Her 10 sağlık çalışanından 8’i gündelik yaşamın devamı için borçlanmak durumunda kalmaktadır. Sağlık çalışanlarının yoksulluk sınırının çok altında ücretlerle yaşamlarını sürdürmek zorunda oldukları görülmüştür. Katılımcıların neredeyse yüzde 90’ı kredi borçlusudur. Kredi borçlanması, öncelikle ihtiyaç kredisi veya aylık kullanım dışında kredi kartı seçenekleriyle belirginleşecek şekilde yaşamı sürdürebilmek adına gerçekleştirilmektedir. Bu durum doğal olarak sağlık çalışanlarının borç ödemelerinde zorlanması durumunu beraberinde getirmektedir. Yaşam emanet ettiğiniz sağlık çalışanlarının geçim derdi içinde bırakılması kabul edilemez Sağlık çalışanlarının çalışma koşulları elverişsizdir. Çalışma yaşamında fiziksel ve ruhsal sağlığı etkileyen faktörlere maruz kalma durumu ise belirgindir. Araştırmaya katılanların yarısından fazlası sağlıkta şiddetle karşı karşıya kalmıştır. Sağlık çalışanlarının neredeyse tamamı şiddet olayları konusunda alınan önlemleri yetersiz görmektedir. Sağlık çalışanları, baskı, yıldırma ve mobbing ile yüz yüzedir. Bundan daha güçlü bir şekilde liyakat sorunu hissedilmektedir. Sağlık çalışanlarının yarısından fazlası emekliliği veya istifa etmeyi düşünmektedir. Bu düşünceyi besleyen iki temel gerekçe tükenmişlik ve değersizliktir. Katılımcıların dörtte üçü, gelecek kaygılarının olduğunu belirtmiştir. Sağlık çalışanları toplum nezdinde gerekli saygınlığa sahip değildir. Araştırma sonuçları, sağlık çalışanları açısından Türkiye’nin üç temel sorununun ekonomi ve geçim sıkıntısı, liyakat ve yolsuzluk olduğunu göstermektedir. Her 10 sağlık çalışanından 3’ü deprem bölgesinde gönüllü çalışma için başvurmuştur. Bu başvuruların yalnızca yüzde 32’si yanıtlanmıştır. Bu konuda bürokratik ve idari bir sorun olduğu açıktır. Anketi yanıtlayanların üçte biri gönüllü deprem bölgesine gitmeyi talep ediyor iken bölgede görevli kendileri de birer depremzede olan sağlık çalışanlarının görev yapmaya zorlanması kabul edilebilir olmadığı gibi vicdani değildir. Deprem bölgesinde sağlık hizmeti sunumunda görev alan sağlık çalışanlarının yığınla sorunları acil çözüm beklemektedir. Genel Sağlık-İş olarak, depremzede sağlık emekçileri adına,
  • Bölgede kadrosu bulunan afetzede sağlık çalışanlarının yaşadıkları insanüstü mağduriyetler göz önünde bulundurularak OHAL süresince idari izinli sayılmalıdır.
  • Deprem bölgesinde sağlık hizmeti sunumunda görev alan sağlık çalışanlarının kendileri ve aileleri için oluşan barınma sorunu bir an önce sağlık hizmetinin sunulduğu alanların yakınında konteyner kentler kurularak çözüme kavuşturulmalı; tuvalet ve banyo gibi temizlik ihtiyaçları giderilmelidir.
  • Deprem bölgesinde sağlık hizmeti sunumunda görev alan tüm sağlık çalışanlarının yemek giyim ve ısınma gibi insani ihtiyaçları özellikli biçimde düzenli olarak karşılanmalıdır.
  • Depremin ilk anından itibaren kendileri de birer depremzede olmasına rağmen bölgede fedakârca sağlık hizmeti sunmaya devam eden sağlık çalışanlarına 1 dik kademe ilerlemesi sağlanması için kanuni düzenleme çalışması yapılmalıdır.
  • Deprem bölgesinde çalışmaya devam eden tüm sağlık çalışanlarına en az 1 yıl süreyle olmak üzere bölgede yaşam ve çalışma koşulları normale dönene kadar çift taban maaş ödenmelidir.
  • Depremzede tüm sağlık çalışanlarına yaşanan afetin olumsuz etkilerinin bir nebze azaltılabilmesi için 10 Maaş Acil Yaşam Yardımı verilmelidir.
Genel Sağlık-İş olarak, tüm sağlık emekçileri adına,
  • Sağlık emekçilerinin ağır ve kötü çalışma koşulları acilen düzeltilmelidir.
  • Sabit ödeme / performans ödemesi gibi sağlık çalışanlarının mağduriyetine sebep olan ve çalışma barışını bozan uygulamalara son verilmeli; en düşüğü yoksulluk sınırının üzerine olacak şekilde, kadro derecesine göre maaşlarda kademeli artış yapılmalıdır.
  • Tüm sağlık emekçilerini kapsayacak kademeli ek gösterge artışı yapılmalıdır.
  • Sağlıkta şiddette sıfır tolerans gösterilmeli ve sağlıkta şiddeti önleyecek etkili bir şiddet yasası çıkarılmalıdır.
  • Sağlık emekçilerinin çocuk bakım sorunun çözümü için haftanın 7 günü, 24 saat kesintisiz hizmet veren bakımevi, kreş ve anaokulu düzenlemesi hayata geçirilmelidir.
  • Yeterli sayıda sağlık çalışanı istihdam edilmeli, personel açığı kapatılmalıdır.
  • Tüm sağlık emekçilerine geçmişe etkili olarak yıllık 90 gün yıpranma payı hakkı verilmelidir.
  • Sağlığı piyasalaştıran politikalara son verilmeli, Atatürk’ün başlattığı ulusal, kamucu ve halkçı sağlık politikalarını tekrar hayata geçirilmelidir.
Yüzyıl önce yurdumuz toprakları emperyalistler tarafından işgal edildiğinde gitmeyen, direnen ebedi önderimiz Atatürk’ün silah ve mücadele arkadaşı kahraman Tıbbiyeli Hikmet Boran’ın yüz yıl sonraki meslektaşları olarak; karşılaştığımız tüm güçlüklere rağmen mesleklerimizin onuru ile ulusal, kamucu, ücretsiz ve nitelikli sağlık hizmeti sunmak için mücadele edeceğiz. Covid-19 salgınında verdiği kahramanca savaştan tükenerek çıkan, 6 Şubat depremlerinde vicdanını direnme gücüne dönüştürerek can kurtarmak için fedakârca çalışan tüm sağlık çalışanlarına duyduğumuz minnetle; Başta Genel Sağlık-İş üyesi sağlık çalışanları olmak üzere karşılaştıkları tüm güçlüklere rağmen, zor ve onurlu görevi yerine getirmek için fedakârca çalışan tüm sağlık emekçilerinin 14 Mart Tıp Bayramını kutluyoruz.