SAĞLIK VE SOSYAL HİZMET EMEKÇİLERİ SEFALETE, YURTTAŞLAR YOKSULLUĞA MAHKUM EDİLEMEZ!
Siyasi iktidar bir yandan ücretleri ve maaşları enflasyon karşısında eritmeye devam ederken diğer yandan yurttaşların temel yaşam ihtiyaçlarına yönelik devlet desteklerini de daraltmaktadır.
Elektrik faturalarında devlet desteğinden yararlanma koşullarının değiştirilerek yıllık 3 bin kilovatsaat ve üzeri tüketen mesken abonelerinin 1 Ocak 2027 itibarıyla destek kapsamı dışına çıkarılması, yaklaşık 6,5 milyon aboneyi etkileyecek yeni bir ekonomik yük anlamına gelmektedir.
Benzer şekilde doğal gazda da kademeli tarifeye geçilmiş, kasım ve aralık aylarında geçerli tüketim limitleri illere göre yeniden belirlenmiştir. Belirlenen sınırların üzerindeki tüketim, daha yüksek faturalarla karşılık bulacaktır. İktidar, bu uygulamaları zam olarak tanımlamasa da yurttaşın cebinden çıkacak paranın artacağı gerçeğini değiştiremez. Adına ne denirse densin, sonuç açıktır: Yurttaşın temel ihtiyaçları daha pahalı hale getirilmektedir.
Üstelik bütün bunlar, kamu emekçilerinin 8. Dönem Toplu Sözleşmesi ile belirlenen ve daha maaşlara yansımadan hayat pahalılığı karşısında anlamını yitiren zam oranlarının üzerine gelmektedir.
2026 yılı için ilk altı ayda yüzde 11 ve 1.000 TL taban aylık artışı, ikinci altı ayda yüzde 7; 2027 yılı için ise sırasıyla yüzde 5 ve yüzde 4 artış öngörülmüştür. Akaryakıttan kiraya, gıdadan ulaşıma, eğitimden enerjiye kadar her alanda artan yaşam maliyetleri karşısında bu oranlar kamu emekçilerinin geçim sorununa çözüm olmaktan uzaktır.
Devletin görevi, yurttaşın temel ihtiyaçlarını piyasanın insafına terk etmek değildir! Elektrik ve doğal gaz lüks değil, insani yaşamın vazgeçilmez ihtiyaçlarıdır.
İnsanların evini ısıtmak, aydınlatmak ve temel yaşam koşullarını sağlamak için daha fazla borçlanmak zorunda bırakılması sosyal devlet anlayışıyla bağdaşmaz.
Sağlık ve sosyal hizmet emekçileri de bu ekonomik kuşatmanın içindedir. Gece gündüz, ağır çalışma koşulları altında, büyük bir özveriyle halkın sağlığı için çalışan emekçiler; çalışırken emeği değersizleştirilen, ücretleri yoksulluk sınırının altında bırakılan, yaşamlarını sürdürmek için temel ihtiyaçlarından kısmak zorunda kalan bir kesime dönüştürülmüştür.
Sağlık ve sosyal hizmet emekçileri, emeğinin karşılığını alamadığı gibi bir de artan enerji faturalarının yükü altında ezilmeye mahkum edilemez!
Genel Sağlık-İş olarak siyasi iktidarı uyarıyoruz: "Elektrik ve doğal gaz desteği" denilerek halkı aldatan, temel yaşam ihtiyaçlarını yurttaş için lüks haline getiren halk düşmanı politikalardan vazgeçin!
Derhal piyasacı ve sermaye yanlısı uygulamalar yerine kamucu, halkçı ve sosyal devlet anlayışına dönülmelidir. Ücretler gerçek enflasyon ve yaşam maliyetleri esas alınarak artırılmalı, kamu emekçilerinin insan onuruna yaraşır bir şekilde yaşayabileceği gelir düzeyi güvence altına alınmalıdır. Devletin ve onu yönetenlerin görevi enerji şirketlerinin karlarını katlamak değil halkın ihtiyaçlarını karşılamak olduğunu siyasi iktidara hatırlatıyoruz.
Halkımızı “devlet desteği” adı altında sunulan söylemlerle aldatmaktan vazgeçin! Vergi yükü altında ezilen yurttaşlarımız, kamusal hizmetlerin bedelini zaten yıllardır peşin peşin ödemektedir. Eğitim, sağlık, güvenlik, barınma ve ısınma; birer ticari meta değil, temel yurttaşlık haklarıdır. Devletin görevi bu hakları piyasanın insafına terk etmek değil, herkes için eşit, erişilebilir ve parasız kamusal hizmet olarak sunmaktır.
Yurttaşın geçim mücadelesini ağırlaştıran değil, yaşamını kolaylaştıran bir kamu yönetimi anlayışı istiyoruz. Sağlık ve sosyal hizmet emekçileri sefalete, yurttaşlar yoksulluğa mahkum edilemez!
Dr. Derya Uğur
Genel Sağlık-İş
Genel Başkanı