RANDEVU KRİZİ BÜYÜYOR, SAĞLIK EMEKÇİLERİNE YENİ İŞ YÜKÜ DAYATILIYOR!
Sağlık Bakanlığı’nın aylar, hatta yıllardır çözemediği Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) krizi, şimdi de aile hekimlerinin omuzlarına yıkılmak istenmektedir. Hastanelerden randevu alamayan yurttaşların aile sağlığı merkezlerine yönlendirilmesi, sorunu çözmek değil; çözümsüzlüğü görünmez kılmak ve sağlık emekçilerinin sırtına yeni bir angarya yüklemek anlamına gelmektedir.
Ancak bugün yurttaşların karşı karşıya kaldığı tablo, anayasal ve uluslararası yükümlülüklerle açıkça çelişmektedir. Hastanelerden randevu alınamamakta, muayene için haftalar hatta aylar sonrasına gün verilmektedir. Sağlık hizmetine erişim bir hak olmaktan çıkarılıp adeta şansa bırakılmıştır.
Sağlık Bakanlığı’nın bu yapısal sorunu çözmek yerine “Aile hekiminize gidin, randevunuzu o alsın” anlayışını devreye sokması, sorumluluğun idareden alınarak aile hekimlerinin üzerine bırakılmasıdır. Zaten her gün ortalama onlarca hastaya hizmet veren aile hekimleri, koruyucu sağlık hizmetleri, izlem, aşılama, gebelik takibi ve kronik hastalık yönetimi gibi asli görevlerini ağır iş yükü altında yürütmektedir. Şimdi bu yükün üzerine bir de MHRS sekreterliği görevi eklenmek istenmektedir.
Aile sağlığı merkezleri, hastanelerden randevu alınamamasının telafi edildiği danışma büroları değildir. Birinci basamak sağlık hizmetleri; hastalıkların önlenmesi, erken tanı, toplum sağlığının korunması ve süreklilik esasına dayalı sağlık hizmetlerinin temelidir. Bu yapıyı bürokratik işlemlerle işlevsizleştirmek, toplum sağlığını doğrudan tehdit etmektedir.
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve uluslararası çalışma normları; çalışanların aşırı iş yüküne maruz bırakılmamasını, görev tanımlarının belirsizleştirilmemesini ve insana yakışır çalışma koşullarının sağlanmasını zorunlu kılmaktadır. Sağlık emekçilerine sürekli yeni görevler dayatılması, bu güvencelerin fiilen ihlal edilmesi anlamına gelmektedir.
Bugün yaşanan randevu krizi, yalnızca teknik bir aksaklık değildir. Bu kriz; yıllardır sürdürülen yanlış sağlık politikalarının, yetersiz insan gücü planlamasının, koruyucu sağlık hizmetlerinin zayıflatılmasının ve sağlık hizmetlerinin piyasa mantığına teslim edilmesinin sonucudur. Sorun, yurttaşların aile hekimlerine yönlendirilmesiyle değil; sağlık sisteminin kamucu bir anlayışla yeniden örgütlenmesiyle çözülebilir.
Bu sorunun çözüme ulaşabilmesi için yeterli sayıda hekim ve sağlık personeli istihdam edilmeli, birinci basamak sağlık hizmetleri koruyucu sağlık hizmetleri ekseninde güçlendirilmeli, etkili ve bilimsel temellere dayalı *sevk zinciri tekrar hayata geçirilmeli*, aile hekimleri asli görevleri dışındaki bürokratik yüklerden arındırılmalıdır. Sağlık hizmetleri performans ve kar mantığıyla değil, toplumun gereksinimleri doğrultusunda planlanmalı; her yurttaşın zamanında, eşit, ücretsiz ve nitelikli sağlık hizmetine erişimi güvence altına alınmalıdır. Sağlık ve sosyal hizmet emekçilerinin insani çalışma ve yaşam koşullarına kavuştuğu, halkın ise sağlık hakkına engelsiz biçimde ulaştığı gerçek çözüm, ancak kamucu sağlık politikalarıyla mümkündür.
Dr. Derya Uğur
Genel Sağlık-İş Genel Başkanı
Genel Sağlık-İş olarak, sağlık çalışanlarının haklarını korumak için var gücümüzle çalışıyoruz. Sen de bu mücadelede yerini al, birlikte daha güçlü olalım. Hemen üye ol, sesimizi daha da yükseltelim!