KAMUSAL ALANDAKİ EŞİTSİZLİĞİN KARŞISINDAYIZ!
Sağlık Bakanlığı’nın KPSS-2025/5 ataması kapsamında, lisans kadroları arasına ‘klinik psikolog’ unvanını dahil etmesi; hukuka, akademik ilkelere, meslek tanımlarına ve her şeyden önce kamu yararına açıkça aykırı, kabul edilemez bir uygulamadır.
Bu düzenleme, bugüne kadar ne Sağlık Bakanlığı atamalarında ne de kamu personel rejiminde emsali bulunmayan, keyfi ve meslekler arası eşitliği bozan bir adımdır. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’na göre lisans eğitimi bir meslek unvanı kazandırır. Yüksek lisans ise uzmanlaşma sürecidir; meslek yaratmaz, meslek unvanı değiştirmez. Danıştay kararları ve YÖK Genel Kurul kararları bu hususu açıkça ortaya koymuştur.
Buna rağmen, klinik psikolog kadrosunun lisans düzeyinde bir atama şartı gibi sunulması; psikologluk mesleğinin yüksek lisans derecesi ile tanımlanmasına yol açmakta, diğer tüm sağlık mesleklerine tanınan lisans temelli meslek hakkını psikologlardan fiilen ortadan kaldırmaktadır. Bu uygulama yalnızca hukuka değil, eğitimde ve istihdamda eşitlik ilkesine de açık bir saldırıdır.
Türkiye genelinde her yıl binlerce psikolog mezun olurken, devlet üniversitelerinde klinik psikoloji yüksek lisans kontenjanlarının son derece sınırlı olması; vakıf üniversitelerinde ise bu eğitimin milyonlara varan ücretlerle sunulması, mesleki ilerlemeyi parayla satın alınabilir hale getirmiştir. Sağlık Bakanlığı’nın bu düzenlemesi, kamu eliyle sınıfsal bir meslek ayrımı yaratmaktır.
Dahası, Sağlık Bakanlığı bünyesinde görev yapan psikologlar yıllardır sahada, hastanelerde ve sağlık kurumlarında klinik psikoloji hizmetlerini fiilen yürütmektedir. İlgili yönetmeliklerde psikolog ve klinik psikolog arasında iş ve görev tanımı açısından bir ayrım bulunmamaktadır. Bakanlığın kendi birimlerinden verilen CİMER yanıtları dahi, psikologların klinik psikologlara atfedilen görevleri yerine getirdiğini açıkça ortaya koymaktadır. Fiilen aynı işi yapan, aynı sorumluluğu taşıyan, aynı hizmeti üreten psikologları hukuken yok saymak; emeği, mesleki birikimi ve yıllara dayanan hizmeti inkar etmektir.
Öte yandan, psikologların 1219 sayılı Kanun’da “diğer meslek mensubu” olarak tanımlanması; Danıştay’ın psikologları sağlık lisansiyeri olarak kabul eden kararlarına rağmen sürdürülmekte, bu keyfi yaklaşım mesleki statüyü ve kurumsal itibarı zedelemektedir. Forma yönetmeliğinde dahi psikologların, eğitim düzeyi kendileriyle eşdeğer olmayan meslek gruplarıyla aynı kategoride değerlendirilmesi, bu zihniyetin açık bir göstergesidir.
Genel Sağlık-İş Sendikası olarak açıkça ifade ediyoruz:
Psikologların mesleki haklarını, emeğini ve bilimsel temellere dayalı meslek tanımını sonuna kadar savunmaktayız. Psikologları lisans temelli meslek haklarından mahrum bırakan, mesleği yüksek lisans zorunluluğuna indirgemeye çalışan ve kamusal istihdamda eşitsizlik yaratan bu düzenlemenin açıkça karşısındayız.
Dr. Derya UĞUR
Genel Sağlık-İş Genel Başkanı
Genel Sağlık-İş olarak, sağlık çalışanlarının haklarını korumak için var gücümüzle çalışıyoruz. Sen de bu mücadelede yerini al, birlikte daha güçlü olalım. Hemen üye ol, sesimizi daha da yükseltelim!