Webyla

GENEL SAĞLIK-İŞ 16. KURULUŞ YIL DÖNÜMÜ BAŞKANLAR KURULU DEKLARASYONU

 

GENEL SAĞLIK-İŞ 16. KURULUŞ YIL DÖNÜMÜ BAŞKANLAR KURULU DEKLARASYONU

CUMHURİYETİMİZİN, EMEĞİMİZİN VE LAİK SOSYAL HUKUK DEVLETİNDE KAMUCU SAĞLIĞIN SAVUNUCUSUYUZ!

SAĞLIK VE SOSYAL HİZMET EMEKÇİLERİNİN HAKLARI İÇİN MÜCADELEYE KARARLILIKLA DEVAM EDİYORUZ!

Sendikamız Genel Sağlık-İş’in 16. kuruluş yıl dönümünde; 17-18 Ekim 2026 tarihlerinde 5. Dönem 4. Başkanlar Kurulu Ankara’da gerçekleştirilmiştir.

Toplantıda; sağlık ve sosyal hizmet emekçilerinin çalışma yaşamında karşı karşıya kaldığı sorunlar, kamusal sağlık hizmetlerinin içinde bulunduğu üzücü durum ve sendikal mücadelemizin önümüzdeki döneme ilişkin yol haritasını değerlendirilmiştir.

14 Ekim 2010 tarihinde kurulan sendikamız, aradan geçen 16 yılda Cumhuriyetin,
aklın ve bilimin ışığında aydınlık bir Türkiye idealinin yılmaz savunucusu olmuştur. Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ilke ve devrimlerinden,                                                                  Cumhuriyetin kazanımlarından ve emeğin örgütlü gücünden aldığımız sorumlulukla mücadeleye devam edeceğiz. Amaçlarımızın başında çağdaş, laik, demokratik, sosyal hukuk devletini, ülkemizin üniter devlet yapısını, ulus devlet kimliğini ve Anayasamızın ilk dört maddesinde güvence altına alınan kurucu değerleri korumak bulunmaktadı.

Bugün Türkiye'de sağlık ve sosyal hizmet alanında yaşanan sorunların başında personel yetersizliği, ağır iş yükü, güvencesiz çalışma koşulları, liyakatsiz yönetim anlayışı, düşük ücretler, emekliliğe yansımayan ödemeler, keyfi görevlendirmeler ve sağlıkta şiddet gelmektedir.

Genel Sağlık-İş olarak, sağlık ve sosyal hizmet emekçilerinin emeğinin değersizleştirilmesine, kamusal hizmetlerin piyasalaştırılmasına ve sendikal hakların baskı altına alınmasına karşı mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizi kamuoyuna ilan ediyoruz.

1. KAMUCU SAĞLIK POLİTİKALARI SAVUNULMALI, SAĞLIK HAKKI PİYASANIN İNSAFINA BIRAKILMAMALIDIR!

Sağlık, alınıp satılan bir ticari meta değil, temel bir insan hakkıdır.

Sağlıkta Dönüşüm Programı kapsamında sağlık hizmetleri piyasa koşullarına terkedilmiş, kurumlar ticarethane, hastalar müşteri olarak düşünülen anlayış planlamada hakim olmuştur.

Geçmişte sağlık hizmetlerinin ülkenin en ücra yerleşimlerine kadar ulaştırılmasını amaçlayan kamusal örgütlenmenin yerini birçok ilde büyük sağlık komplekslerine ve şehir merkezlerinin dışına taşınan şehir hastanelerine dayalı bir yapılanma almıştır. Merkezi konumdaki kamu hastanelerinin kapatılması veya işlevsizleştirilmesi sonrasında kamuya ait değerli taşınmazların özelleştirilmesi görülmüştür.

Sağlık hizmeti sosyal devlet ilkesi kapsamında; kamu eliyle, ücretsiz, nitelikli, eşit ve ulaşılabilir olmalıdır.

Bu kapsamda:

· Sağlıkta Dönüşüm Programından vazgeçilmelidir.

· Sağlık hizmeti veren kamu ve kuruluşlarının kapasitesi güçlendirilmeli, kapatılan veya işlevsizleştirilen sağlık kurumları kamu yararı bakımından tekrar hayata geçirilmelidir.

· Şehir hastanelerinin yapım, işletme ve hizmet alım sözleşmeleri ile kamuya getirdiği mali yükler şeffaf biçimde kamuoyuyla paylaşılmalıdır.

· Sağlık hizmetlerinin özel sektörün ticari çıkarlarına göre değil, toplumun sağlık ihtiyaçlarına göre planlanması sağlanmalıdır.

· Koruyucu sağlık hizmetlerine sağlık hizmetlerine öncelik verilmelidir.

2. SAĞLIK VE SOSYAL HİZMET EMEKÇİLERİ YOKSULLUĞA MAHKUM EDİLEMEZ!

Ülkemizde yaşanan ekonomik kriz, yüksek enflasyon ve hayat pahalılığı, kamu çalışanlarının ücretlerini her geçen gün eritmektedir. Maaş artışları karşısında konut kiraları, gıda, ulaşım, eğitim ve temel yaşam giderleri hızla yükselirken kamu çalışanlarının alım gücü gerilemektedir.

Ücretlerin farklı adlar altında (maaş, sabit ödeme, ilave ek ödeme, taban ödeme, teşvik ödemesi ve nöbet ücreti gibi), emeklilğe yansımadan ödendiği bu sistemde, arada uçurum bulunmakta ve sağlık emekçileri emeklilikte açlığa mahkum edilmektedir.

Genel Sağlık-İş olarak taleplerimiz açıktır:

· En düşük derecedeki kamu çalışanının maaşı, yoksulluk sınırının üzerinde olacak şekilde kademeli artış üzerinden ödenmelidir.

· Tamamı emekliliğe yansıyan, tek kalem maaş ödeme sistemi kurulmalıdır.

· Ücretler; unvan, kadro derecesi, hizmet süresi, sorumluluk ve çalışma koşulları dikkate alınarak adil biçimde yapılandırılmalıdır.

· Vergi dilimleri nedeniyle yıl içinde yaşanan gelir kaybını önlemek amacıyla gelir vergisi oranı yüzde 15'te sabitlenmelidir.

· Aile yardımı, çocuk yardımı ve diğer sosyal yardımlar güncel ekonomik koşullara uygun hale getirilmelidir.

· Kamu çalışanlarına kira desteği ve ücretsiz ulaşım hakkı sağlanmalıdır.

· Sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının yemek hizmetleri iyileştirilmeli,  ulaşım talepleri karşılanmalıdır.

· Memur ve memur emeklilerinin gelirleri, kalıcı biçimde iyileştirilmelidir.

İnsanca yaşam bir ayrıcalık değil, emeğin karşılığı ve sosyal devletin gereğidir.

3. TOPLU SÖZLEŞME MASASI GERÇEK PAZARLIK MASASI OLMALIDIR!

Geçtiğimiz yıl gerçekleştirilen 8. Dönem Toplu Sözleşme masasına bağlı bulunduğumuz Konfederasyonumuz Kamu-İş Türkiye’nin üçüncü büyük konfederasyonu olarak oturmuştur.

Toplu sözleşme süreçleri, çalışanların taleplerinin dinlendiği ancak hakların verilmediği toplantılara dönüştüğü görülmüştür.

Taleplerimiz nettir:

· Gece çalışması, gündüz mesai ücretinin iki katı üzerinden ücretlendirilmelidir.

· Fazla çalışma ve icap nöbeti ücretleri, iki kat ücret esasına göre düzenlenmelidir.

· İcap nöbeti tutan personelin fiilen çağrılıp çağrılmadığına veya ayrıca nöbet görevi bulunup bulunmadığına bakılmaksızın icap nöbeti karşılığı ücretlendirilmesi sağlanmalıdır.

· Riskli birimlerin kapsamı yeniden belirlenmeli, sağlık hizmeti sunumu bütün basamaklarda ağır tehlikeli risk grubuna alınmalıdır.

· Sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının görev tanımları, mesleki sorumlulukları ve yetki sınırları yeniden düzenlenmelidir.

Toplu sözleşme masasında dile getirilen talepler, çalışanların gerçek yaşam koşullarından doğmaktadır. Bu taleplerin karşılanması, kamu hizmetinin niteliğini de doğrudan etkilemektedir.

4. SAĞLIKTA ŞİDDET SON BULMALIDIR!

Sağlık hizmetinin her alanında görev yapan çalışanlar şiddet tehdidi altında çalışmaktadır.

Siyasi iktidarın 25 yıllık yönetememesinin sonucunda yurttaşların randevu bulamaması, tetkik yaptıramaması, ameliyat olamamsı, ilaca erişmekte güçlük çekmesinin sorumlusu sağlık emekçileri değildir. Sağlık hizmetlerinin planlanmasındaki eksiklikler, personel yetersizliği ve kapasite sorunları çalışanların üzerine yıkılamaz.

Sağlık çalışanlarını toplumla karşı karşıya getiren, sağlık emekçilerini hedef haline getiren ve şiddeti besleyen söylem ve uygulamalardan vazgeçilmelidir.

Genel Sağlık-İş olarak, Türkiye Büyük Millet Meclisine sunduğumuz “Sağlıkta Etkin Şiddet Yasası acilen hayata geçirilmelidir.

· Sağlık tesislerinde güvenlik önlemleri, personel sayısı ve fiziki koşullar iyileştirilmelidir.

· Çalışanların şiddet tehdidi altında hizmet sunmasını önleyecek kurumsal politikalar geliştirilmelidir.

· Sağlıkta şiddete karşı kınama değil, etkili ve kalıcı önlemler alınmalıdır.

5. AİLE SAĞLIĞI MERKEZLERİNDE PERFORMANS BASKISINA SON VERİLMELİ, KORUYUCU SAĞLIK HİZMETİ ÖNCELENMELİDİR!

Aile hekimliği uygulamasinda şiddet, personel yetersizliği, artan iş yükü, performans odaklı ücretlendirme ve yetersiz cari ödemeler, çalışanların temel sorunları arasında yer almaktadır.

Taleplerimiz:

· Aile sağlığı merkezlerinde nüfusa ve hizmet ihtiyacına uygun sayıda hekim ve aile sağliği çalişanI istihdam edilmelidir.

· Kamu personeli olmak üzere aile sağlığı çalışanı sayısı ikiye çıkartılmalı ve tıbbi sekreter istihdamı sağlanmalıdır.

· Güvenlik personeli, gerekli güvenlik sistemleri ve uygun fiziki koşullar kamu tarafından sağlanmalıdır.

· Aile sağlığı merkezleri, kamu binalarında ve kamusal altyapıyla hizmet verecek şekilde planlanmalıdır.

· Cari ödemeler, enflasyon ve gerçek işletme giderleri dikkate alınarak düzenli biçimde artırılmalıdır.

· Yıllık izin, hastalık izni ve diğer yasal izinlerde vekalet bırakma zorunluluğu nedeniyle çalışanların gelir kaybına uğramasına son verilmelidir.

· Performans baskısına son verilmeli, koruyucu sağlık hizmetleri öncelenmelidir.

6. ACİL SAĞLIK HİZMETİ SİYASİ ÇIKARLAR İÇİN KULLANILMAMALIDIR!

112 Acil Sağlık Hizmetleri, yüksek sorumluluk ve risk taşıyan bir kamu hizmetidir. Bu hizmetin niteliği, personelin çalışma koşulları ve kullanılan araçların güvenliği doğrudan yaşam hakkıyla ilgilidir.

Buna karşın birçok yerde ambulansların yaşları, istasyonların fiziki yetersizlikleri ve personel eksikliği ciddi sorunlar oluşturmaktadır.

Model yılı ve kilometresi yüksek araçların kullanılıyor olması acil hastalara ulaşımda gecikmelere neden olmakta ve yurttaşların canını tehlikeye atmaktadır.

112 istasyonlarında yeterli dinlenme odası bulunmaması, bodrum katlarda havalandırma yetersizliği, uygun lavabo ve hijyen koşullarının sağlanamaması, iş sağlığı ve güvenliği bakımından kabul edilemeyecek çalışma ortamları oluşturmaktadır.

Acil sağlık hizmetlerinin organizasyonunda liyakat ve kamu yararı esas alınmalıdır. Siyasi nüfuz, kişisel yakınlık veya kayırmacılık iddialarına konu olan uygulamalar, bu yaşamsal hizmetin güvenilirliğini zedelemektedir.

Taleplerimiz:

· Eski ve güvenlik riski oluşturan ambulanslar yenilenmelidir.

· İstasyon sayısı ve fiziki altyapı, bölgesel ihtiyaçlara ve vaka yoğunluğuna göre planlanmalıdır.

· İ sağlığı ve güvenliği koşullarına uygun istasyonlar hayata geçirilmelidir.

· Personel sayısı artırılmalı, çalışma süreleri ve dinlenme hakkı güvence altına alınmalıdır.

· Acil sağlık hizmetlerinin kendine özgü riskleri ve sorumlulukları dikkate alınarak ücret ve özlük hakları iyileştirilmelidir.

· Geçici görevlendirme, soruşturma ve yer değişikliği uygulamalarının baskı aracı olarak kullanılmasının önüne geçilmelidir.

· Atama ve görevlendirmelerde liyakat, kamu yararı ve hizmet gerekleri esas alınmalıdır.

112 çalışanları üvey evlat değildir. Acil sağlık hizmetlerinin güvencesi, bu hizmeti her koşulda ayakta tutan emekçilerdir.

7. AĞIZ-DİŞ SAĞLIĞI HİZMETLERİNİN SUNUMUNDA PERSONEL YETERSİZLİĞİ VE AĞIR İŞ YÜKÜNE SON VERİLMELİDİR!

Ağız ve diş sağlığı hizmeti sunan kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapan sağlık emekçileri,  personel sayılarında yetersizlik, uygun olmayan fiziki koşullar, kullanılan malzemelerin kalitesizliğine rağmen nitelikli sağlık hizmeti vermeye çalışmaktadır.

Hasta yoğunluğunun arttığı, randevu sürelerinin yetersiz kaldığı ve personel eksikliğinin çalışanların üzerine daha fazla iş yükü olarak yansıdığı koşullarda hizmetin niteliğini korumak güçleşmektedir. Çalışanların mesleki sorumlulukları ile kendilerine tanınan yetki, süre ve imkanlar arasında denge kurulmalıdır.

Taleplerimiz:

· Ağız ve diş sağlığı kuruluşlarında hizmet yoğunluğuna uygun personel istihdamı yapılmalıdır.

· İş sağlığı ve güvenliği önlemleri eksiksiz uygulanmalıdır.

· Kullanılan cihazların bakımı, yenilenmesi ve gerekli sarf malzemelerinin temini güvence altına alınmalıdır.

· Personelin çalışma süreleri, görev tanımları ve mesleki sorumlulukları açık biçimde düzenlenmelidir.

· Ekonomik ve özlük hakları iyileştirilmelidir.

8. ÜNİVERSİTE HASTANELERİ ÇALIŞANLARININ ATAMA, YER DEĞİŞTİRME VE ÜCRET SORUNLARI GİDERİLMELİDİR!

Üniversite hastaneleri, sağlık hizmeti sunumunun yanında eğitim ve bilimsel araştırma görevini de yerine getiren önemli kamu kurumlarıdır. Ancak bu kurumlarda yaşanan ekonomik sıkıntılar, personel yetersizliği, ağır iş yükü ve özlük haklarına ilişkin sorunlar çalışanların çalışma yaşamını olumsuz etkilemektedir.

Taleplerimiz:

· Üniversite hastanelerinde yeterli ve güvenceli personel istihdamı sağlanmalıdır. Personel açığının mevcut çalışanlara aşırı iş yükü olarak yansıtılmasına son verilmelidir.

· Karşılıklı yer değiştirme, tayin ve atama süreçleri adil, şeffaf ve öngörülebilir hale getirilmelidir.

· Üniversite hastanelerinde ücret ve özlük hakları iyileştirilmeli, çalışanlar arasındaki eşitsizlikler giderilmelidir.

· Eğitim, araştırma ve sağlık hizmetlerinin sürdürülebilirliği için üniversite hastanelerine yeterli kamu kaynağı aktarılmalıdır.

9. DİYALİZ HİZMETLERİ: FAZLA ÇALIŞMANIN KARŞILIĞI ÖDENMELİDİR!

Diyaliz hizmetleri, düzenli ve kesintisiz sağlık hizmeti sunulmasını gerektiren, yüksek dikkat ve sorumluluk isteyen bir alandır

Taleplerimiz:

· Diyaliz birimlerinde hasta sayısı ve hizmet yoğunluğuna uygun personel istihdam edilmelidir.

· Ek çalışma süreleri kayıt altına alınmalı ve mevzuata uygun biçimde ücretlendirilmelidir.

· Personelin dinlenme hakkı ve iş sağlığı ve güvenliği güvence altına alınmalıdır.

· Diyaliz hizmetlerinde görev yapan çalışanların mesleki sorumluluklarına uygun ekonomik ve özlük hakları sağlanmalıdır.

10. EVDE SAĞLIK HİZMETLERİ: YERİNDE VE NİTELİKLİ HİZMET İÇİN YETERLİ ARAÇ VE PERSONEL ŞARTTIR!

Evde sağlık hizmetleri, hastaneye ulaşmakta güçlük çeken veya sağlık hizmetini bulunduğu yerde alması gereken yurttaşlar için büyük önem taşımaktadır. Bu hizmetin niteliği, uygun araçların, yeterli personelin ve sürdürülebilir bir çalışma organizasyonunun bulunmasına bağlıdır.

Taleplerimiz:

· Evde sağlık hizmetlerinde kullanılan araçlar, hizmetin gerektirdiği teknik ve güvenlik koşullarına uygun hale getirilmelidir.

· Personel eksiklikleri giderilmelidir.

· Çalışanların ulaşım, güvenlik, dinlenme ve iş sağlığı ve güvenliği ihtiyaçları karşılanmalıdır.

· Evde sağlık hizmetleri için yeterli bütçe ayrılmalı ve hizmetin sürekliliği güvence altına alınmalıdır.

11. TOPLUM SAĞLIĞI, ÇEVRE SAĞLIĞI VE TÜTÜN DENETİMİ: KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ GÜÇLENDİRİLMELİDİR!

Toplum sağlığı merkezlerinde yaşanan personel eksikliği, mevcut çalışanların farklı birimlere görevlendirilmesiyle daha da derinleşmektedir.

Taleplerimiz:

· Toplum sağlığı merkezlerinde yeterli personel istihdamı sağlanmalı, merkezlerin sürekli personel kaynağı olarak kullanılmasına son verilmelidir.

· Çevre sağlığı teknisyeni ve teknikerlerinin sayısı artırılmalıdır.

· Tütün kontrolü ve bağımlılıkla mücadele birimlerinde görev yapan personelin görev, yetki ve sorumlulukları açık biçimde belirlenmelidir.

· İcap nöbeti ücretleri, hak sahiplerine eksiksiz ve düzenli biçimde ödenmelidir.

· Denetim görevi yürüten personelin mesleki kararları, hukuki güvenceleri ve çalışma koşulları iyileştirilmelidir.

· Koruyucu sağlık hizmetlerine yeterli kaynak ayrılmalıdır.

12. İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ: BAKANLIK ÖNCE KENDİ YÜKÜMLÜLÜKLERİNİ YERİNE GETİRMELİDİR!

Sağlık ve sosyal hizmet çalışanları; biyolojik, kimyasal, fiziksel, ergonomik ve psikososyal risklerle karşı karşıyadır. Bu nedenle iş sağlığı ve güvenliği çalışanların yaşamını ve sağlığını koruyan temel bir kamu sorumluluğu olarak ele alınmalıdır.

Sağlık Bakanlığının kendi mevzuatından kaynaklanan yükümlülükleri yerine getirmesi, yeterli sayıda iş sağlığı ve güvenliği uzmanı ve diğer gerekli personeli istihdam etmesi gerekmektedir. Hizmet alımı ile sayı yetersizliğinin giderilmesi kamu kaynaklarının maliyet etkin kullanımını zedelemektedir.

Taleplerimiz:

· Sağlık ve sosyal hizmet iş kolundaki işyerlerinin riskleri yeniden değerlendirilmelidir.

· Sağlık hizmeti veren kurumların tehlike sınıfları ağır risk grubunda değerlendirilmelidir.

· İş sağlığı ve güvenliği uzmanı sayısı artırılmalı ve

· Mevcut uzmanların ihtiyaç dışı görevlendirmelerle görev yerlerinden uzaklaştırılmasına son verilmelidir.

· Risk değerlendirmeleri, koruyucu ekipman, eğitim, periyodik sağlık gözetimi ve iş kazalarının önlenmesi uygulamaları etkin biçimde yürütülmelidir.

· Çalışanların fiziksel ve psikososyal risklere karşı korunması için somut önlemler alınmalıdır.

13. MESLEK HASTALIKLARI VE AFET GÖREVLERİ: EMEĞİN VE FEDAKARLIĞIN KARŞILIĞI VERİLMELİDİR!

Pandemi döneminde ve doğal afetlerde görev yapan sağlık ve sosyal hizmet emekçileri, olağanüstü koşullar altında büyük sorumluluklar üstlenmiştir.

Taleplerimiz:

· Sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının meslek hastalıklarının tanımı ve tespiti, mesleki riskleri kapsayacak biçimde yeniden ele alınmalıdır.

· Pandemi ve afet dönemlerinde görev yapan çalışanlara hak ettikleri değer gösterilmelidir.

· Görev sırasında hastalanan veya zarar gören çalışanların başvuruları adil ve etkin biçimde değerlendirilmelidir.

· Olağanüstü dönemlerde görev yapan personele derece ve kademe ilerlemesi, ödül ve tazminat verilmesine ilişkin taleplerimiz karşılanmalıdır.

· Mesleki sorumluluk sigortasının kapsamı, hekimlerin yanında sağlık ve sosyal hizmet alanındaki diğer çalışanları da kapsayacak şekilde genişletilmeli ve tüm primler kamu tarafından karşılanmalıdır.

14. GÖREV TANIMLARI VE MESLEKİ GÜVENCELER: SORUMLULUK VARSA HAK DA OLMAK ZORUNDADIR!

Sağlık ve sosyal hizmet alanında farklı unvanlarla görev yapan çalışanların görev, yetki ve sorumlulukları açık, güncel ve uygulanabilir biçimde belirlenmelidir. Çalışanlardan beklenen sorumluluklarla kendilerine tanınan yetkiler, eğitimleri ve mesleki yeterlilikleri arasında uyum bulunmalıdır.

Görev tanımlarının belirsiz bırakılması, çalışanların sorumluluk alanlarının keyfi biçimde genişletilmesine ve hukuki güvencelerinin zayıflamasına yol açmaktadır.

Adli Tıp Grup Başkanlıklarında görev yapan personelin görev tanımlarına, çalışma koşullarına ve ekonomik ve özlük haklarına ilişkin sorunlar da bu çerçevede değerlendirilmelidir.

15. AİLE VE SOSYAL HİZMETLER BAKANLIĞI: KEYFİ ATAMA VE GÖREVLENDİRMELERE SON VERİLMELİDİR!

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile bağlı kuruluşlarında görev yapan sosyal hizmet emekçilerinin karşılaştığı keyfi atama ve görevlendirme uygulamaları, çalışma barışını ve kurumsal işleyişi olumsuz etkilemektedir.

Sosyal hizmet alanında çalışan personelin görevi, toplumun korunmaya ve desteğe ihtiyaç duyan kesimlerine hizmet sunmaktır. Bu sorumluluğun gerektirdiği mesleki bağımsızlık ve kurumsal güvence, liyakate dayalı bir yönetim anlayışıyla sağlanmalıdır.

Sağlık ve sosyal hizmet kurumlarında yönetici atamaları, kişisel yakınlık veya sendikal aidiyet üzerinden değil; liyakat, mesleki yeterlilik, kamu yararı ve hizmet gerekleri esas alınarak yapılmalıdır.

16. HUDUT VE SAHİLLER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ: PERSONELİN HAKLARI VE GÖREV GÜVENCESİ SAĞLANMALIDIR!

Hudut ve Sahiller Genel Müdürlüğünde görev yapan personelin görev, yetki ve sorumluluklarına ilişkin sınırlar açık biçimde belirlenmeli; çalışma koşulları,  ekonomik ve özlük hakları iyileştirilmelidir.

Görevlendirmelerin hizmet gereklerine ve mevzuata uygun biçimde yapılması, çalışanların keyfi uygulamalarla karşı karşıya bırakılmaması gerekmektedir.

17. GEÇİCİ GÖREVLENDİRMELER: KAYIRMACILIĞA VE İŞ GÜVENCESİNİN BASKI ARACINA DÖNÜŞTÜRÜLMESİNE SON VERİLMELİDİR!

Geçici görevlendirme, kamu hizmetinin zorunlu ihtiyaçlarını karşılamak için kullanılabilecek istisnai bir idari araçtır. Ancak bu uygulamanın sürekli hale getirilmesi, çalışanların asli görev yerlerinden uzaklaştırılması, kişiye özel görevlendirmeler yapılması ve görevlendirmelerin baskı aracı olarak kullanılması dayanılmaz boyutlara gelmiştir.

Mevzuatın öngördüğü süreler ve koşullar gözetilmeksizin yapılan uzun süreli görevlendirmeler, kamu hizmetinde eşitsizlik yaratmakta ve personel planlamasını bozmaktadır.

Geçici görevlendirilen personelin asli kadrosunun bulunduğu kurumda personel planlamasının sağlıklı biçimde yapılmaması, mevcut çalışanların daha ağır iş yükü altında kalmasına yol açmaktadır. Görevlendirmeler nedeniyle fiili personel ihtiyacı ile kadro ve planlama verileri arasındaki uyumsuzluk da giderilmelidir.

Taleplerimiz:

· Geçici görevlendirmeler mevzuata, hizmet gereklerine ve objektif ölçütlere uygun biçimde yapılmalıdır.

· Mevzuatta öngörülen süre ve koşullara uyulmalıdır.

· Personel açığı giderilmeli, geçici görev adı altında eksikliğin giderilmesi yönündeki yanlış uygulamadan vazgeçilmelidir..

· Personel ve kadro planlamasına ilişkin kayıtlar doğru tutulmalı, idari sistemler şeffaf ve denetlenebilir olmalıdır.

· Sendikal faaliyetler nedeniyle ayrımcılık ve baskılardan vaz geçilmelidir.

18. HUKUK DEVLETİ VE İDARENİN HUKUKA BAĞLILIĞI: YARGI KARARLARI UYGULANMALIDIR!

Sağlık ve sosyal hizmet alanında sık yapılan yönetmelik değişiklikleri, çalışanların hukuki güvenliğini ve idari işlemlerin öngörülebilirliğini zayıflatabilmektedir.

Yargı kararlarıyla hukuka aykırılığı ortaya konulan uygulamaların benzer biçimlerde sürdürülmesi, çalışanları tekrar tekrar dava açmak zorunda bırakmaktadır. Yargılama süreçlerinin yıllarca sürmesi, hak arama özgürlüğünü fiilen zorlaştırmakta ve çalışanların mağduriyetlerini derinleştirmektedir.

Benzer olaylarda farklı mahkemelerce farklı kararlar verilmesi, hukuki öngörülebilirlik bakımından sorunlar yaratabilmektedir. Bu sorunların çözümü, idarenin yargı kararlarını dikkate alması ve hukuka uygun idari uygulamalar geliştirmesinden geçmektedir.

19. ATAMA BEKLEYEN SAĞLIK EMEKÇİLERİ: KAMU PERSONEL İHTİYACINI GÖRMEZDEN GELMEMELİDİR!

Sağlık alanında eğitim almış, mesleğini icra etmeye hazır çok sayıda kişi atama beklemektedir. Buna karşılık kamu sağlık kuruluşlarında personel yetersizliği yaşanmaktadır.

Bir tarafta atama bekleyen sağlık meslek mensupları, diğer tarafta ağır iş yükü altında hizmet sunmaya çalışan sağlık ve sosyal hizmet emekçileri bulunmaktadır. Bu çelişki, insan kaynağı planlamasının ihtiyaçlar doğrultusunda yapılmadığının açık göstergesidir.

Atama bekleyen sağlık emekçilerinin mesleki bilgi ve birikimlerinin değerlendirilmesi, kamu hizmetinin niteliği bakımından da önem taşımaktadır.

21. CUMHURİYETİN KAZANIMLARI VE DEMOKRATİK SENDİKAL MÜCADELE VAZGEÇİLMEZİMİZDİR!

Sendikal hakların korunması, çalışanların örgütlenme özgürlüğünün güvence altına alınması ve kamu yönetiminde liyakatin esas alınması, demokratik toplum düzeninin temel unsurlarıdır.

Çalışanların sendikal tercihleri nedeniyle ayrımcılığa uğraması, görevlendirme veya soruşturma tehdidiyle karşılaşması, sendikal faaliyetlerin baskı altına alınması kabul edilemez.

Sendikalar, üyelerinin haklarını savunmak, çalışma yaşamındaki sorunları gidermek ve demokratik yollarla çözüm aramak için vardır. Bu sendikal özgürlüğün temel gereğidir.

22. SAVAŞLARA, SOYKIRIMLARA VE SİVİL KATLİAMLARA KARŞI İNSANLIĞIN YANINDAYIZ!

Dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan savaşlar ve soykırımlar yüzünden çocukların, kadınların ve savunmasız insanların yaşam hakkının ihlal edilmesine; sağlık hizmetlerine erişimin engellenmesine ve insani yardımın önüne engeller çıkarılmasına sessiz kalınmamalıdır.

Genel Sağlık-İş olarak hangi coğrafyada gerçekleşirse gerçekleşsin sivillere yönelik saldırılara, soykırımlara karşı çıkıyor ve savaşın, ulus yaşamı tehlikeye düşmedikçe cinayet olduğunu savunuyoruz.

Savaşların sona ermesi, sivillerin korunması, insani yardımların kesintisiz ulaştırılması ve sağlık hizmetlerinin güvence altına alınması için ulusların sorumluluklarını yerine getirmesini talep ediyoruz.

SONUÇ VE KARARLILIK BİLDİRİMİZ

Genel Sağlık-İş Sendikası 5. Dönem 4. Başkanlar Kurulu olarak, 16. kuruluş yıl dönümümüzde bir kez daha ilan ediyoruz:

16 yıldır olduğu gibi bundan sonra da ulusal, kamucu, laik ve sosyal hukuk devletinin savunucusu olmaya,  sağlık ve sosyal hizmet emekçilerinin insan onuruna yaraşır yaşam ve çalışma koşullarına kavuşması adına mücadelemizi kaarrlılıkla sürdüreceğimizi bir kez daha ifade ediyoruz.

YAŞASIN ÖRGÜTLÜ MÜCADELEMİZ!

YAŞASIN EMEĞİN DAYANIŞMASI!

YAŞASIN CUMHURİYET!

YAŞASIN GENEL SAĞLIK-İŞ!


5. DÖNEM 4. BAŞKANLAR KURULU

ANKARA – 16-17-18 EKİM 2026

Birlikten Kuvvet Doğar

Genel Sağlık-İş olarak, sağlık çalışanlarının haklarını korumak için var gücümüzle çalışıyoruz. Sen de bu mücadelede yerini al, birlikte daha güçlü olalım. Hemen üye ol, sesimizi daha da yükseltelim!

Online Üyelik Formu