Webyla

ARSIZ SALDIRILARA KARŞI CEVABIMIZDIR

ARSIZ SALDIRILARA KARŞI CEVABIMIZDIR Konfederasyonumuz ve bünyesindeki sendikalar hem emek hem de demokrasi mücadelesinde yükseldikçe, sarı sendikacıların arsız saldırıları artmaktadır. Bunun son örneği konfederasyonumuz bünyesindeki Eğitim-İş’in, MEB’in Ramazan etkinliklerine dair yaptığı açıklamaya gelen tepkiler olmuştur. Bilindiği üzere MEB, 81 ilin milli eğitim müdürlüğüne gönderdiği talimat yazısında, Ramazan dolayısıyla özel iftar etkinlikleri, seminerler ve bir dizi faaliyet yapılması talimatı vermiştir. Her zaman laik ve bilimsel eğitimden yana olan Eğitim-İş ise buna karşın yaptığı açıklamada; Anayasal olarak dinin hiçbir yurttaşa dayatılamayacağının yanı sıra, yapılması planlanan “etkinlikler”in muğlaklığına vurgu yapmıştır. Söz konusu açıklamada hem milli eğitimin çerçevesini çizen Milli Eğitim Temel Kanunu, hem ilgili yasa ve yönetmeliklere değinilmiştir. Ayrıca Eğitim-İş, MEB’in bu etkinlikler için kullandığı “gönüllülük esaslı” kılıfının da fiiliyatta aksi yönde işlediğini ve bu tür etkinliklerin hem eğitim emekçileri hem de öğrenciler için birer fişleme vesilesine dönüştürüldüğünü hatırlatmıştır. Ülkesi için iyi bir gelecek düşleyen, bu gelecek için laik ve bilimsel bir eğitim sisteminin şart olduğunu bilen ve umursayan her yurttaşın üzerine düşüneceği bu açıklama, iktidara yakınlığıyla bilinen Memur-Sen tarafından konfederasyonumuz Birleşik Kamu-İş’e ve onun çatısı altında emek mücadelesi veren Eğitim-İş ile Uzman Diyanet-Sen’e saldırmak için fırsat haline getirilmiştir. Memur-Sen Genel Başkan Yardımcısı ve Diyanet-Sen Genel Başkanı olan Ali Yıldız, sosyal medyada yaptığı paylaşımlarda MEB’in Ramazan Ayı Etkinlik Genelgesi’ne karşı çıkmamızın nedeninin konfederasyonumuzun ve Eğitim-İş’in “cibilliyetinin gereği” olduğunu söyleyerek çirkin imalarda bulunmuştur. Bu yetmezmiş gibi konfederasyonumuz bünyesindeki Uzman Diyanet-Sen’i sessiz kalmakla suçlamış ve “müftülükler önünde yüzlerine tükürülmek için sıra oluşacağı” söylemiyle hedef göstermiştir. Bu arsız tutum değil bir cevabı, ciddiye alınmayı dahi hak etmese de haksızlığa susmamak kurulduğumuz günden bu yana “cibilliyetimizin gereği”dir. · MEB’in Ramazan Takvimi’ne karşı çıkmamız “cibilliyetimiz”den ziyade ilkelerimizle ilgilidir. Birleşik Kamu-İş ve bünyesindeki sendikalar, Cumhuriyet’in temel ilkesi olan laikliğe sahip çıkar, laik eğitimin ülkenin çağdaş medeniyetler seviyesine gelebilmesi için şart olduğunu bilir. Ayrıca bu etkinliklere karşı çıkmak Anayasal bir meseledir. Anayasaya göre hiçbir yurttaşa bir inanç ve ibadet dayatılamaz. · Sendikamız bünyesindeki her sendika, sadece kendi faaliyet alanlarında değil ülke meseleleri konusunda da zaman zaman görüş açıklar, asla çekinmez. Ama sendikalarımızın birbirilerinin açıklamaları üzerinden atışmak gibi bir tarzı hiçbir zaman olmamıştır ve bu durumun örgütsel ahlak tanımını bilmeyenlerce kavranamıyor olması mümkündür. Uzman Diyanet-Sen’i Eğitim-İş’in açıklamasına sessiz kalmakla suçlayıp, hakaretler edenlerin asıl derdinin rol çalmak olduğu barizdir. Bu tehdit ve hakaretlere karşın sendikamız Uzman Diyanet-Sen’in verdiği cevabı okuyanlar, “haklının acelesi yok” sözünün sağlamasını yapabilirler. · Bu açıklama vesilesiyle konfederasyonumuz ve bünyemizdeki iki sendikamıza saldıran Ali Yıldız, kendi cibilliyeti gereği takiye yapmakta ve aslında kastettiğini açıkça söylememektedir. Oysa biz kendisini 10 Kasım’da mevlit okutulmasından nasıl rahatsız olup “laikçi bağnazlık” ifadesini kullanmasından da ADD’ye “tasmalı azgınlar” diyerek saldırmasından da iyi tanırız; kastını biliriz. O da bizim kastımızı ve fikrimizi, kamuoyu huzurunda öğrenmiş olsun: Üyeler hak ve emek mücadelesi beklerken, onların haklarını iktidarın kurduğu masalarda bir aferine sattığın gerçeğini sağa sola saldırarak, hakaret ederek örtemezsin. Cahile anlatır gibi anlatmak gerekirse; Cumhuriyet’in, yurttaşlarına tanıdığı birçok hakkın arasında inanç özgürlüğü de vardır. Bu özgürlük korunabilsin ve yurttaşlar arasında eşitlik tam sağlanabilsin diye devletin hangi inanç ve düşünce grubundan olursa olsun her yurttaşına eşit mesafede durması, hiçbir inancın dayatılmasına müsaade etmemesi ancak her inancı olağan gücüyle koruması da yine Cumhuriyet’in tabiatıdır. Dolayısıyla Cumhuriyet’i, onun belkemiği olan laikliği savunmak herhangi bir inanca karşı gelmek değil hiçbir inancın sömürülüp araç haline getirilmemesi için uğraşmak demektir. Dini tekeline almak, dini yönetmek ve yükselmek için araçsallaştırmak isteyenlerin laiklik mücadelesinden korkmasının temelinde de bu hüsran yatmaktadır. Bozuk üslupla, hakaretlerle, tehditlerle kendini mağdur göstermeye çalışanlar, mağdur görmek istiyorsa dönüp üyelerine bakmalı ve onlardan özür dilemelidir. Çünkü sendikalar özü itibariyle üyelerin emeği üzerinden birilerinin yükselip zenginleştiği değil hak ve emek mücadelesinin verilmesi gereken yapılardır. İktidardan korktuğu için üyelerinin sefalete ve haksızlıklara mahkum edilmesine ses çıkarmayanlar, bu ihanetlerini bizlere saldırarak kamufle etme niyetindeyse, gerçeğin doğası gereği her zaman ortaya çıktığını unutmamalıdır. Konfederasyonumuza ve sendikalarımıza yönelik saldırılara karşı sessiz kalmayacağımızı, hukuki olarak da gereğini yapacağımızı ilan ederiz. Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu Merkez Yönetim Kurulu

Birlikten Kuvvet Doğar

Genel Sağlık-İş olarak, sağlık çalışanlarının haklarını korumak için var gücümüzle çalışıyoruz. Sen de bu mücadelede yerini al, birlikte daha güçlü olalım. Hemen üye ol, sesimizi daha da yükseltelim!

Online Üyelik Formu