Webyla

AİLE VE SOSYAL HİZMETLER BAKANLIĞI YOLSUZLUKLAR VE MOBBİGLERLE ANILAN BİR KURUM OLAMAZ!

AİLE VE SOSYAL HİZMETLER BAKANLIĞI YOLSUZLUKLAR VE MOBBİGLERLE ANILAN BİR KURUM OLAMAZ!

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, son dönemde eskiden bakanlık yapmış isimler, mobbing iddialarıyla görevden alınan il müdürleri ve çeşitli idari tartışmalarla gündeme gelmektedir.

Oysa Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, ülkemizde son derece önemli işler yapan ancak sunduğu hizmetlerin niteliği ve kapsamı kamuoyunda yeterince görünür olmayan bir bakanlıktır. Bakanlığa ayrılan bütçe, 17 bakanlık arasında 7. sırada yer almasına rağmen, yürüttüğü hizmetler ve toplumun ihtiyaçları düşünüldüğünde bu bütçenin yetersiz kaldığı açıktır. Sosyal devlet ilkesi doğrultusunda sunulması gereken hizmetler, yetersiz kaynak ve kapasite nedeniyle aksamaktadır.

Bakanlığın hizmet birimleri toplumun her kesimine ulaşmaktadır. Ancak gerekli yatırımlar yapılmadığı için birçok ilde kurumlar kapasitesinin üzerinde çalışmakta, yurttaşlar hizmet almak için sırada beklemekte, çok ağır iş yükü altında çalışan personel ise tükenmişlik yaşamaktadır. Buna rağmen hizmetler, büyük bir özveriyle sürdürülmeye çalışılmaktadır.

Buradan Bakanlığa açıkça soruyoruz:

Ülke genelinde kaç huzurevi bulunmaktadır? Bu huzurevlerinin toplam kapasitesi nedir? Hizmet almak için sırada bekleyen yaşlı ve bakıma muhtaç yurttaşlarımızın sayısı kaçtır?

Özellikle büyükşehirlerde çocuk kuruluşlarının mevcut kapasitesi nedir? Bu kuruluşlarda kaç çocuk kalmaktadır? Mevcut çocuk sayısına göre çalışması gereken asgari personel sayısı nedir ve bu kuruluşlarda fiilen kaç personel görev yapmaktadır?

2020 İzmir Depremi ve 2023 yılında 11 ilimizi etkileyen büyük depremlerin ardından Bakanlığa bağlı hizmet binalarının durumu nedir? Hâlâ yıkılmış durumda olan ancak yapımına başlanmamış kaç kuruluş bulunmaktadır?

Evlerini çalıştıkları kuruma yakın tutan, görev yaptıkları bölgede yaşam düzenini buna göre kuran memur ve işçiler, kendi çalıştıkları kurumların yeniden yapılamaması nedeniyle hâlâ ulaşım sorunlarıyla boğuşmakta mıdır?

Bir diğer önemli sorun ise Bakanlık bünyesindeki yönetici kadrolarında yaşanan görevlendirmelerdir.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı müdürlükleri, başka bakanlıklardan gelen memurların görevde yükselme yeri midir?

Sisteme ve sosyal hizmet alanının özgün çalışma koşullarına uzak idarecilerin, sendika kanalıyla yönetici koltuklarına oturduğu; bu koltukların da çok zor şartlarda ve üstün bir çabayla görev yapan çalışanları sindiren, ezen ve değersizleştiren makamlara dönüştüğü yönündeki iddialar araştırılmakta mıdır?

Bakanlık ülke genelinde kaç kadrolu il müdür yardımcısı, şube müdürü, kuruluş müdürü ve kuruluş müdür yardımcısı ile çalışmaktadır? Kaç yönetici kadrosu vekâleten yürütülmektedir?

Bu idarecilerin sendikal dağılımının da kamuoyuyla paylaşılmasını talep ediyoruz.

Çünkü sahadan gelen bilgiler, bazı yönetici ve idareci kadrolarına vekâlet verilmesinde kişinin sendikasının dahi sorgulandığı yönündedir. Sendika üyeliğinin liyakat ölçütü haline getirildiği bir yönetim anlayışı kabul edilemez.

Gazetelere yansıyan ve sahadan gelen bilgiler, Bakanlık bünyesindeki kurumların birbirinden farklı sistemlerle işlediğini ve kurumsallaşmanın hâlâ yeterli düzeye ulaşmadığını göstermektedir.

Bir başka önemli başlık ise sosyal hizmet emekçilerinin karşı karşıya kaldığı şiddet ve güvenlik riskidir.

Sağlık ve eğitim alanlarında şiddet haberleri artarak devam ederken, Bakanlığın başlattığı risk haritası uygulamasının kendi çalışanları açısından ortaya çıkardığı risklerin farkında olup olmadığı da sorgulanmalıdır.

Hastaneleri ve okulları saran şiddet, artık kamu kurumlarının da önemli bir sorunu haline gelmiş ve buna yönelik çeşitli tedbirler alınmaya başlanmıştır. Ancak aynı şiddet riski, sosyal hizmet emekçileri açısından da her geçen gün büyümektedir.

Bakanlık kendi çalışanlarını kurumların dışında, çoğu zaman tek başlarına hane ziyaretlerine yönlendirmekte; sosyal hizmet emekçilerini gerekli güvenlik önlemleri alınmadan şiddet riskiyle baş başa bırakmaktadır.

Sosyal hizmet emekçileri, zor koşullar altında toplumun en dezavantajlı kesimlerine ulaşmaya çalışırken bir yandan da yetersiz personel, ağır iş yükü, kapasite sorunları, kurumsal eksiklikler ve güvenlik riskleriyle mücadele etmektedir.

Bütün bunlara liyakatsiz yönetici uygulamaları da eklendiğinde, sosyal hizmet emekçileri kendilerini giderek daha fazla değersiz, yalnız ve umutsuz hissetmektedir.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, öncelikle kendi çalışanlarının sesini duymalı; kurumlarının gerçek sorunlarını sahadan öğrenmeli ve çözüm üretmelidir.

Sosyal devlet, yalnızca bütçeden ayrılan kaynakla değil; yeterli kapasite, nitelikli personel, liyakatli yönetim, güvenli çalışma koşulları ve erişilebilir kamu hizmetleriyle mümkündür.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nı; kurumlarının kapasitesini, personel açığını, yönetici görevlendirmelerini, vekâleten yürütülen kadroları, hizmet binalarının durumunu ve çalışanların karşı karşıya kaldığı şiddet risklerini kamuoyuna açık, şeffaf ve somut verilerle açıklamaya çağırıyoruz. 

Birlikten Kuvvet Doğar

Genel Sağlık-İş olarak, sağlık çalışanlarının haklarını korumak için var gücümüzle çalışıyoruz. Sen de bu mücadelede yerini al, birlikte daha güçlü olalım. Hemen üye ol, sesimizi daha da yükseltelim!

Online Üyelik Formu