6 ŞUBAT’TAN SONRA ÜÇ YIL: SAĞLIK HİZMETİ HALA
ENKAZ ALTINDA
6 Şubat depremlerinin üzerinden tam üç yıl geçmiştir. Ancak geçen bu süreye
rağmen depremden etkilenen illerimizde özellikle sağlık alanında yaşanan
sorunlar ya çözülmemiş ya da karınca hızında ilerleyen uygulamalarla kronik
hale getirilmiştir. Deprem sadece binaları değil, kamu hizmetlerinin
sürdürülebilirliğini de yerle bir etmiş; siyasi iktidarın yönetememesi
nedeniyle aradan geçen zamana rağmen bu enkaz hala kaldırılmamıştır.
Adana’da bulunan ve yalnızca kente değil, bölgede
en yoğun şekilde üçüncü basamak sağlık hizmeti sunan Çukurova Üniversitesi Tıp
Fakültesi Balcalı Hastanesi, bu durumun en çarpıcı örneklerinden biridir.
Deprem sonrası hastane binasında oluşan hasar nedeniyle bir kısım alan
kapatılmış, yatak kapasitesi ciddi biçimde azalmış, sağlık hizmeti parçalı ve
geçici çözümlerle sürdürülmeye çalışılmıştır. Bir süre sonra Yüreğir Devlet
Hastanesi’nin birkaç katı boşaltılarak Balcalı’nın bazı birimleri buraya
taşınmış; ameliyathanenin bir kısmı ve radyoloji ortak kullanılmaya başlanmış,
laboratuvar tetkikleri ise ring sistemiyle Balcalı’ya taşınmak zorunda
kalmıştır.
Balcalı Hastanesi’nde yakın tarihte
başlatılan güçlendirme çalışmaları hala devam etmektedir. “Kısa sürede bitecek”
denilerek kamuoyuna sunulan bu sürecin 2026 yılı boyunca da süreceği
anlaşılmaktadır. Geçen bu sürede ve güçlendirme maaliyetleri ile yeni bir
hastane binasının yapılması neden mümkün olmamıştır? Süre uzadıkça ortaya çıkan
kamu zararının boyutu ise görmezden gelinmektedir. Geçen her gün, hem hizmet
kaybı hem de kamu kaynaklarının verimsiz kullanımı anlamına gelmektedir.
Benzer sorunlar Adana’da birinci basamak
sağlık hizmetlerinde de devam etmektedir. Deprem sonrası hasar tespit
çalışmalarında riskli olduğu tespit edilen Aile Sağlığı Merkezlerinde de kalıcı
çözümler üretilmemiştir. Yavuzlar Aile Sağlığı Merkezi hala eski ve hasarlı binasında
hizmet vermekte, birkaç ay içinde konteynere taşınacağı ve ardından 2 buçuk, 3
yıl sürecek bir inşaat sürecinin başlayacağı ifade edilmektedir. Bu takvim
gerçekleşirse, depremden 5-6 yıl sonra ancak kalıcı bir çözüme ulaşılacaktır.
Meydan Aile Sağlığı Merkezi kısa bir süre önce konteyner koşullarında hizmet
vermeye başlamış, hem çalışanlar hem de yurttaşlar için sağlık hizmeti dayanılmaz
bir hal almıştır. Yalım Erez Aile Sağlığı Merkezi’nde ise zeminin uygun
olmaması ve projelendirme hataları nedeniyle sürekli çatlaklar oluşmakta,
geçici tadilatlarla hizmet sunumu sürdürülmektedir. Buna rağmen yeni bir bina
yapımına dair somut bir adım atılmamıştır.
Depremin en ağır yıkımı yaşattığı illerden
biri olan Adıyaman’da da aradan geçen onca zamana rağmen yaralar sarılmamış,
sorunlar kalıcı hale getirilmiştir. 6 Şubat’ta Adıyaman’da yapı stoğunun
yaklaşık yüzde 90’ı yok olmuştur. Şehir bugün hala devasa bir şantiye alanıdır.
Yıkımlar tamamlanmamış, inşaatlar her yerde devam etmektedir. Kent toz, moloz
ve belirsizlik içindedir.
Depremde 12 Aile Sağlığı Merkezi, 2 devlet
hastanesi, bir eğitim ve araştırma hastanesi, kadın doğum ve çocuk hastalıkları
hastanesi hasar görmüştür. Ancak depremin üzerinden üç yıl geçmesine rağmen
Adıyaman’da hala Aile Sağlığı Merkezleri konteynerlerde hizmet vermektedir.
Konteynerler çevresinde hiçbir güvenlik önlemi bulunmamakta, elektrikler sık
sık kesilmekte, aşılar zarar görmesin diye sağlık emekçileri bin bir zorluk
yaşamaktadır.
Adıyaman’da en büyük sorunlardan biri
altyapıdır. Altyapı eksiktir, tamamlanmamıştır. Özellikle yaz aylarında artan
toz, devam eden inşaatlar ve tamamlanmamış yıkımlar nedeniyle toplum sağlığı
hala tehdit altındadır. Asbest başta olmak üzere toz kaynaklı hastalıklar artış
göstermektedir. Bunların tamamı kayıt altındadır. Buna rağmen gerekli önlemler
alınmamaktadır. İhmaller dolu bu tablo kader değildir ve normalleştirilemez. Adıyaman’ın,
sağlık emekçilerinin ve halkın bekleyecek zamanı kalmamıştır.
Genel Sağlık-İş olarak bir kez daha altını
çiziyoruz: Deprem bir doğa olayıdır, ancak yaşanan bu mağduriyetler açık bir yönetim sorunu ve ihmaller zincirinin
sonucudur. Sağlık,
eğitim ve barınma gibi temel kamusal hizmetler geçici çözümlerle, belirsiz
takvimlerle ve şeffaflıktan uzak biçimde yönetilemez. Deprem bölgesinde yaşayan
yurttaşlarımızın ve sağlık emekçilerinin daha fazla oyalanmaya, daha fazla
ihmale tahammülü yoktur.
Genel Sağlık-İş Sendikası
Genel Sağlık-İş olarak, sağlık çalışanlarının haklarını korumak için var gücümüzle çalışıyoruz. Sen de bu mücadelede yerini al, birlikte daha güçlü olalım. Hemen üye ol, sesimizi daha da yükseltelim!